17 Ocak 2011 Pazartesi

İnsan Çöplüğü

Elmanın eşeleği, portakalın posası ‘çöp’ sayılıyor da, insanınki neden çöp sayılmasın? Ağca şimdi, insan mı, insan eşeleği mi? Ortalıkta işte! Sokakta. Bu çöpün çöpçüsü de yok! Daha doğrusu, çöpçü diye dolaşan da çöp! 

Medyaya bak! Çöp dağları değil mi? Vıcık vıcık! Üstüne sinekler gibi üşüşenleri hariç. Saldığı gazın zehiriyle, belediye çöplüğü yarışamaz. Gazete kâğıdını, hadi sokaktan kağıtçılar topluyor; ya gazeteci kılığında toplumun bağrında çürüşenler? Gazeteci etiğiymiş! Anlamadım, ‘etik’ mi, ‘atık’ mı? Benim, ‘gazeteci çöplüğü’ diye vurguladığım da bu zaten: çöpün hası onlar, gerisi sokağın işi.

Köşelerde biriken kesekâğıdı, köşe yazarı gazeteci çöplüğü yanında çerçöp kalır. Bu kadar ‘popüler’ olduklarına göre, demek ki, ‘halk’ diye niteledikleri ‘ahali’ bu çöplüğün kokusunu seviyor. Eh, ‘küreselci çağın popüler kültürü’! Çağımızın ‘küresel popüler kültür çağı’ olduğu tarifi bana ait değil, küreselci çağ eşeleklerine ait! Şimdi ‘meydan lokantası’ onların! Menülerinde çerden çöpten her tür meze var. Malzemesi: din mayası, pornografik sos, pohpoh yağı, yalakalık tuzu, ilahi aşk salçası, ıvır zıvır! Çocuk pornosu pazarlayacaksınız, fakat, çocuk yuvası açmış pozunda dolaşarak. Konu ister politik suikast, ister darbe planı, ister mevla rüyası olsun, senaryo mutlaka aptal insan zekasına göre kurgulanıp sahneye konmalı. İhanet muhalefet kılığında, cehalet keramet olarak, eziyet merhamet bakışıyla sunulmalı.

Bayıltma işlevi gören gazınıza, ayıltmayı anımsatan adlar bulacaksınız. ‘Halk’ çağrışımı, ‘bireyleri alık alık bakan kalabalık’ olmalı. Sonrası mı: ver elini popülerlik, krallık!

Yazımın burasında telefon çaldı. ‘Ne yapıyorsun?’ diye soran arkadaşıma, ‘İnsan çöplüğü konusunda yazıyorum!’ dediğimde, ‘Yaz abi, çok önemli, insanoğlu gibi nankörü yok, dünyamızı çöplüğe çevirdiler!’ diye başlayıp, ‘sanayi atığı, radyoaktif , naylon, zehirli gaz’ diye sıraladı. Aklınca çöp
konusunda ip uçları verip yardımcı olacak! ‘Ben o konuyu değil, insanın çöpleşmesini yazıyorum!’ dediğimde, ‘Anlamadım!’ diye şaşaladı. Eski kafa solcu işte! Hâlâ klasik çöpçü ruhu! Yemek artığı desem anlayacak, insan atığı diyorum anlamıyor!

Anlamayacak ne var? Hangi çöplük Beyaz Saray’dan daha kara? Katliamcının kana doymaz açgözü mü daha zehirli, kamyoncunun egzozu mu? Ekrana bak, gördüklerinin çoğu, insan mı, insan müsveddesi mi? Medya ne ki, adı bilimi çağrıştıran kurumlar bile çöplüğe döndü; çember sakallı, sallabaşlı, tetikçi, fetihçi, iktidar düdükçüsü, üfürükçü insan çöpüyle.

‘Tarihin çöplüğü’ne atılacaklarmış! Bunu bekleyecek kadar sabırlı değilim. Masum elma eşeleği, suçsuz karpuz kabuğu falan olur da, belediyenin çöp toplama günü beklenir; canilik, sahtekârlık, ihanet, yalan, hırsızlık pisliğini beklemenin ‘tarih’i mi olurmuş?

Politikacı kılıklı şu yalan ve sahtekârlık atığına insan demek zorunda mıyım? Sanatçı kılığında gezen şu maganda kütüğüne, aydın pozu atan şu teslimiyet bitiğine, inanç tacirliği yapan şu yobaz sapığına...

Uygarlığın, bilim ve teknoloji harikasıymış: internet! Bir yanıyla doğru da olsa, kapsamının bir yanıyla çöplüğün daniskası! Medyumlukla, softalıkla bilimin; ilkellikle, sahtekârlıkla uygarlığın; ahmaklıkla teknolojinin ne ilgisi var? ‘Kaptan köşkü’nün bir trajedisi olarak, bu bilim ve teknoloji harikası da ortalığa çöp döküyor, hem de insan kılıklı! Ne zaman, nereden türedi bu kadar pislik; bu pelteleştikçe kurtlanan cüruf; bu önüne gelene, aklına estiği gibi sıçrayan salya sümük; her şeyi bildiğini sanan aptal, kuduz sürüsü? Bunlara ‘eşelek’ derken, elmadan utanıyorum! Kurtlu hırıltılarını her yana postalıyorlar. Görevleri bu: pislik yaymak! Kapınıza atılmış pislikten nasıl kurtulacaksınız? Silerek mi? Adamı çöpleştiren yapıyı süpürmedikçe, orasından burasından şırasını süpürmek, çöpten kurtulmak için çözüm mü? Gelen iletilerim arasında gördüm: Nâzım’a küfür kampanyası açmışlar! 108. doğum yılında Nâzım anılıyor ya. Buna köpürmüşler. Biri, “Bu Moskova uşağı, din düşmanı, vatan haini Allahsızlıkta sınır tanımıyordu!’ diye açmış kubur ağzını; diğeri, “yalancı ve sahtekârdı’ diye aynı pisliği geveliyor. Üstelik, ‘sanat ve kültür temsilcisi’ oldukları kuruntusuyla! Tarikat yavşakları. Liberal dinci, faşist pisliğin kurtçukları. Çöptür. Yolundaki bu çöplüğü tez elden temizleyeceksin! ‘Tarihin çöplüğü’ymüş! Otosan hurdasınının sanayi çöplüğünde çözülüp yok olmasını beklerim de, insan hurdasının ‘enayi çöplüğü’nde zamana karışıp yok olmasını bekleyececek kadar edilgen değilim. Ruhunu durak gibi taşıyan beklesin, ben beklemem!

Politik sorunlardaki tartışma taraflarına bir bakın! Bir kesim laisizmi savunuyor. Yani, laisizm savunulacak duruma düşmüş! Bir toplumsal kazanımın dinci softalık çöpüyle kuşatılmış olması ne hazin bir durum. “Laisizm yandaşları çarşafa takılıp kalmış”mış! “Çarşaf değil, kafanın içi önemli”ymiş! Ne var içinde? Aydınlık mı, ufuk mu, bilime tutku mu, uygarlık özlemi mi? Çöpten başka ne var? “Laisizm bu topluma zorlamanın sonucu”ymuş! Çöp kafa, döndüre hırıldaya bu gevişi getiriyor. Tercümesi şu: kurumların başında ulemadan birileri olursa, cumhuriyetin laisizm yanlışı
düzeltilir, müslüman toplumun yapısına uyum sağlanır!

Emperyalizme karşı bağımsızlık savaşıyla kurulan cumhuriyet, laisizm gibi çok önemli bir ilkeyi benimsiyor. Nerede? Müslüman aleminde; hem de hilafetin mekânında. Pamukla mı olacaktı? Kurtuluş savaşı yastıkla mı verildi? ‘Zorlamayla olmuş’! Zırlamayla, horlamayla falan mı olacaktı? Çember sakallı yobaz, çıkarı sarsılınca kudurmuş, başlamış hırlamaya! ‘Buyur şurdan ısır’ mı denseydi? Laisizm için mücadele edilirken Hıristiyan aleminde kilise, aydınlanma güçlerine, bal kaymak mı ikram etmiş? Dönüp durup, ‘laisizm ve kılık kıyafet devrimleri gibi uygulamalar zorlamaydı’ diye geviş getiriyorlar. Hangi devrim zorlamayla olmamış? 1789 mu? “Zorlamayla olmuş” kafası, insanı, 917’yi inkâra götürür.

Gerçi, kendi içinde ‘namuslu’ yabancı liberaller sosyalizmin yanlış olduğunu açıkça söylüyor. Hatta “Castro’nun hâlâ nasıl dayanabildiğini” anlamaya çalışıyorlar! Haklı çıkmak için, Küba’daki sistemin bir an önce yıkılması arzusuyla! Yabancı malzemeyle imal edilmiş de olsalar, bizim yerli liberaller namussuz mu? Gazı, zehiri, mikrobu falan olur da, çöpün namusu mu olurmuş? Çöp çöptür! Küflü meyve kompostosu ya da hain insan müsvettesi; kuduz hayvan dışkısı ya da arsız solcu eskisi; çöpe çöp demek gerek! Gün olur da, “Kubura süpüreceğinize kullanın!” diye yaltaklanırlarsa şahsen ben, ‘Yok, derdim, bu çöpten ne tezek olur ne gübre!’

Birleşmiş Milletler, ‘sanayi çöplerinin yoksul ülkelere göndermesine sınır’ı görüşüyormuş. Yoksul ülkelere gönderdikleri asker hangi sıralamada? Çöp mü insan mı? Irkçı faşist, kiralık muhbir, işkenceci zalim insan mı insan müsvettesi mi? Hrant’tan M. Anter’e, Uğur Mumcu’dan Turan Dursun’a kadar nice cinayetin plancı ve katilleri, Madımak kundakçıları, Kızıldere canileri Maraş canavarları insan mı, insan müsvettesi mi? Müsvette çöptür! Lâmı cimi yok!

Arkadaşım, merakını alamamış olacak, tekrar telefon edip, ne yazdığımı sordu! Yazdığım kadarını okudum. Aklına yatmış ki, kısa bir sessizlikten sonra, ‘Peki temizlik nasıl olacak?’ dedi. ‘Çöpçülük işinin yine emekçi halka ve onun omuzdaşlarına, kaldığını’ söyledim: İlle de süpürge sapı kuşanıp kıracak kafa araman da gerekmez; bak Ankara’da aydınlık yüzlü emekçiler, canları dişlerinde, tertemiz bir dünya için direniyor.

Direnişlerine yüzbin insan toplandı. Bilinç ve gönül bağı hesabıyla kat kat fazlasıdır. Tek yolu bu: saf tutacaksın! Hiç kuşkum yok: insanlık bu çöplük yığınına teslim olmayacak. Sahtesine karşı hasını da bulacak, düşmanına karşı safını da.


Nihat Behram
27.01.2010

1 yorum:

Anonim dedi ki...

baba yine döktürmüş